Örgüyü bilen hanımlar zannediyorum bu elbiseyi nasıl öreceklerin
27/5/2008 ·
kız çocuğu elbisesi* hani bahsettiğim kızıma gelen örgü elbise..
27/5/2008 ·
şiir
22/5/2008 ·
Kader, kader, kader ... Kader dediğin nedir ki ! İncecik bir çizgi Biz, bu incecik çizgi üzerindeki akrobat mıyız Yoksa; incecik çizgiye sığmayan hayatlarla dolu, Dopdolu, boş salça kutusu muyuz Hayır ben salça değilim domatestim, sonradan böyle oldum dersen.... Üff olmadı... aslında ben ormantik vede duygusal bi şiir yazma havasındaydım ama sonu istediğim gibi olmadı şiirin. Eee ne yapalım şiirimin bu şekline razı olacaksınız duygusal şiir bidaki sefere artık :)
Ehliyet
21/5/2008 ·
Geçenlerde yunuvörsiteye gittim, diplomamı almaya...yanlış anlaşılmasın lise diplomasını almaya, ee şey söylemesi ayıptır kaydım silinmişte, aslında yine gitmiycektimde şu ehliyet belası varya onun için diploma gerekliydi fotokopiyide kabul etmiyorlar, birde ülkemizde sadece okuldan aldığınız diplomanın aslı yeterli değil eğitim durumunu ispat için, gidip bilmem kaçıncı noterden tasdik ettirmek gerekli...işte herneyse diplomayı sağ selamet aldık bu arada eşimde gece vardiyasındaydı beraber gitmiştik otobüse bindik eve geliyoruz, içimden neler neler geçiyor bir bilseniz; ya Allahım benim kafamda bir sürü ev ilanları dolaşırken; eşim, hiç bana sormadan beni ehliyete yazdırmış ben şimdi nasıl alıcam bu ehliyeti diye kara kara düşünüyorum kaç gündür, hayır yani bide evde gördüğüm psikolojik baskıda cabası. Eşim geçen gün bana hemde bana memurluk sınavına hiç hazırlanmadan giren vede alnının akıyla tamıtamına 72 puan alan bana "Hele bi o ehliyeti alma, bak sen hiç ders çalışmıyorsun,ehliyeti alamazsan gerisini sen düşün"diye bi TEHDİT savurmazmı tabi hemen klıç kalkan ekibi devreye girdi nasıl yani dedim bu bi tehditmi yoksa blöf mü? Tamam bende ehliyet almayı istiyorum az buçuk arabada kullanıyorum ama şimdi bu biraz emri vaki olmadı mı filan falan yok ben laf anlatamıyorum.hasılı kelam resmen sınavı kazanmam gerekliliğine mecbur bırakıldım of puf ederken, eşimin "neden müzik dinlemiyorsun"demesiyle bu düşüncelerden sıyrıldım. "Ben insanların hayat hikayelerini dinlemeyi seviyorum" dedim eşime... sonrasında efendim yolculuğumuz minibüste devam etti. Şimdi İstanbulda minibüs denen koskocaman bi dünyadan ibaret olan araca bindiğinizde sizi en önce büyük bi ihtimalle ayakta yolculuk bekler. ayakta giderkenede iri puntolu harflerle yazılmış HIRSIZLIK OLAYLARINA KARŞI DİKKATLİ OLUN yazısı gözünüze şarank diye çarpar; öyle binbir gece dizisinde gösterildiği gibi minibüsteki yolculuklar güllük gülistanlık geçmez efendim. Neyse biz yavaş yavaş ineceğimiz yere yaklaşırken genç bi bayan "müsait bi yerde inecek var"dedi. Ben şahidim şöför, bayanı ineceğim dediği yerden fazla geçirmemişti, bizim bayan yolcumuz tekrar ama şiddeti yüksek bi sesle"müsait bi yerde incek var dedik"dedi. Sonrasında müsait bi yer diyoruz duymuyomusunuzda niye bu kadar yolu geçirdinizde ben mecburmuyum bu yolu yürümeyede... de de diye devam eden bir sürü söylenmelerle minibüsten indi. Kendi kendime o kadar sinirlendim ki bu hemcinsime... ya nolur azıcık yahu azıcık yol yürüsen nolur yani... HANİ fenada olmazdı ; biraz kaportayı düzeltmişte olurdun, demekten kendimi alamadım. NAPİMM :)
Ev Sevdası
13/5/2008 ·
Evimiz küçük diye evimizi değiştirme sevdasına düştük. Cep delik cepken delik ama olsun, yinede bu sevda bizi çok zorladı. Şimdi ev arıyoruz. Geçen gün bi ev bakmaya gittik, sonra yine aynı eve bakmaya gittik ve emlakçının dediği şu: tabiki bakacaksınız manavdan karpuz kavun almıyosunuz ya! Hi ho ho ha aman ne komik. Bu espirinin kabul edilebilir sadece bi yanı vardı; o da verdiği meyve örneklerinin yaklaşan mevsime uyması. Yahu ben ev almak gibi ciddi bir kararın eşiğinde debelenirken emlakçının dediğine bakarmısın; zaten evide beğenmedik neyse, resmi ve gayrı resmi yollardan gayrımenkul ararken bitap düşmüş bedenlerimizi kendi evimize zor attık, derken yığılıp kalmış olduğumuzu ev ile ilgili gördüğümüz sıkıntılı rüyadan uyandığımızda anladık. Lakin kuzum ben yılmadım ve bilgisayar denen canavarın karşısına geçtim, ilanlardan ev bakmaya başladım, o arada televizyon denen çenesi düşük şey habire konuşuyordu. Ev ilanlarına bakarken aynen şu durumdaydım; efendim anlatayım: SAHNE :1 ; İnternette satılık ev İlanlarına bakarkene, televizyonda NTV'nin ingiliz aksağanıyla Türkçe konuşan Türk spikeri dikkatimi çekti, ( Hayır yani Türkiye'de yaşayan ve Türkiye'de eğitimini tamamlamış olan bu insanların bu tarz konuşmalarına sebep NE ) başka bi deyimle sinirlerim gerildi. Neden böyle konuşuyorlar ki diye kendi kendime söylenirken; Hayır hayır bunları boşver, sen ev ilanlarına bakmaya devam et derken içimdeki ses, o anda kulağım ocağa koymuş olduğum çaydanlığın fokkurdadığını algıladı. Çaydanlığa gidiş mesafesi süresince içimdeki fiştekçi, habire , fakir delikanlıya kızını vermek istemeyen zengin armatör babanın kötü kötü attığı kahkaha sesiyle : sen istediğin gibi bi evi bulamayacaksın diyordu. Aaa bide baktım çayı demlemişim. Çaydan daha gurt diye yeni bi yudum almıştım ki; kızımın sesine takılıverdim. Hemen gittim odaya baktım mışıl mışıl uyuyor kızım. Sağolsun bizim komşunun tenör kızı bize sesinden bi bukle dinletmek istemiş meğer. Aman efendim ikinci sahnede şöyle gelişti, ev ilanlarından tamda uygun diyebileceğimiz bi evin üzerinde yoğunlaşmışken bilgisayarın şarjı bitmesin mi, zaten gece olmuş 12 şimdi kim bilgisayarı şarja takacak ve kim bu ilanı bidaha arayacak gözler olmuş kırmızı kırmızı, ve ben, üst üste koyulmuş kremitleri kırmak için çığlık atan sporcu edasıyla hiyyaaaa heyt diye höykürdüm.... dersem inanmayın ama İÇİMDEN bütün bunları yaptığıma Emin olun. SON PERDE.... son perdede de ne oldu biliyormusunuz; yarın için ya nasip deyip yatmaya karar verdik.... Sonuçta herşey Nasip değil mi ....
« Önceki ::
Son Yazılarım
- Örgüyü bilen hanımlar zannediyorum bu elbiseyi nasıl öreceklerin
- kız çocuğu elbisesi* hani bahsettiğim kızıma gelen örgü elbise..
- şiir
- Ehliyet
- Ev Sevdası

